Saç ekimi başın arkasından saçı alan ve bunu saç dökülmesinin olduğu bölgeye koyan bir operasyondur. Kelleşen kafa derisinde saçın yanları (arka ve yanlar) çoğu erkeğin yaşamı boyunca büyümeye devam edecek saç olan donör baskın saç olarak bilinmektedir. Bu saçın kel bir bölgeye ekimi büyüme yetisini değiştirmeyecektir. Donör baskınlığı saç ekimi başarısı için bilimsel bir temeldir. Japonya’da Dr. Okuda ila olarak yara izi bulunan kirpiklerin ve kaşların onarımı için saç ekimi kullanımını tanımlamıştır. Ne yazık ki, İkinci Dünya Savaşının başlaması yirmi yıl boyunca dünyanın geri kalanının bu değerli keşfi bilmesini engellemiştir. Dr. Norman Orentreich 1959 yılında saç ekimi cerrahisine ilişkin geniş çapta okunan ilk raporu yayınlamıştır ve saç ekimi cerrahisi alanı doğmuştur.

Saç Ekimi Cerrahisi

Saç ekimi cerrahisi adayları kafa derisinin kenarlarından kelleşen bölgeye ekim için yeterli miktarda donör saça sahip olan saç dökülmesi gözlenen bireylerdir. Geçmişte, birçok kel hasta saç ekimi cerrahisi için uygun aday olarak kabul edilmemiştir ancak modern teknikler çok daha fazla erkeğin aday olmasını sağlayacak şekilde saç ekimi cerrahisi sanatını ilerletmiştir.

Saç ekimi cerrahisi son on yılda hızla ilerlemiştir. “Tıkaç ve mısır sıraları” günleri geride kalmıştır ve tekli saç, mikro, ve mini graftlama çağı başlamıştır. Yeni ve iyileşmiş araçlar ile birlikte bu değişken büyüklükteki saç graftlarının kullanımı ile, başarılı saç ekimi cerrahları her bir hasta için uygun olan doğal saç görünümünü yaratabilirler. Tekli saç graftları en ince ve en yumuşak görünüme sahiptir. Bunlar çok fazla yoğunluk sağlamamasına karşın, daha kalın saça geçiş olan kritik yumuşak saç çizgisini sağlamaktadırlar. Yeni bir saç hattının yeniden oluşturulması cerrahi becerinin yanı sıra sanatsal beceri gerektiren bir yetenektir. İlk seferde bunun doğru yapılması kritik önem taşımaktadır ve dolayısıyla bu yöntem önemli ölçüde ön planlama gerektirmektedir. Kelleşmeyen bir kişinin saç hattının incelenmesi en öndeki saç hattında birçok tekli saçın varlığını gösterecektir. Mikrograftlar kademeli olarak artan saç yoğunluğu sağlayacak şekilde saç hattının arkasına yerleştirilen 2-3 saçı içeren küçük graftlardır. Son olarak, minigraftlar tek saç ve mikrograftların bu daha büyük graftlar tarafından sağlanan yoğunluğa doğal şekilde karışabilmesi için saç hattının iyice arkasına yerleştirilen 4 veya daha fazla saçı içermektedir.

Birçok cerrah tarafından kullanılan farklı terminoloji ve teknikler bulunmaktadır. Bunun nedeni cerrahların yenilikçi olması ve saç ekim cerrahisinin dönüm noktası olmasıdır. Yeni teknikler doğal olarak yeni terimler doğurmaktadır. Bireysel olarak cerrahların teknikleri arasında farklar bulunmasına karşın, bu graftlama tekniklerinin kombine kullanımı en doğal ve hoş sonuçları sağlamaktadır.

Saç ekim cerrahisinin yan etkileri operasyondan sonra hafif ağrı ve rahatsızlığı, gözlerin aşağısına kayabilen şişmeyi ve graftlar üzerinde çözülmesi bir haftayı alan yara kabuğu oluşumunu içermek suretiyle göreceli olarak minördür. Ciddi kanama, yara izi oluşumu ve infeksiyon sorunları seyrek olarak gözlenmektedir. Modern saç ekimi cerrahisi rahattır, öngörülebilirdir ve sonuçlar çoğu hasta açısından memnuniyet vericidir.

Bununla birlikte, saç dökülmesi tüm yaşamı kapsayan bir süreçtir, çoğu erkek yaklaşık 40-45 yaşlarına kadar erkek tipi kellik (erkek hormonlarına bağlı olarak) geliştirecektir. Bundan sonra, yaşlanma süreci baştaki bütün saçı azaltmaktadır. Kademeli saç dökülmesi veya daha fazla yoğunluk isteği daha fazla ekim prosedürü gerektirecektir. Bununla birlikte, modern teknikler sonuca ulaşmak için gereken prosedür sayısını büyük ölçüde azaltarak, saç ekim cerrahisi uzmanlarına daha fazla sayıda graft ekme imkanı vermektedir.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile